Montre

İşaretlenmişlik

Sosyal bir varlık statüsünde olan çocuk, anne ve babanın kromozomlarının sayısına göre erkek ya da kız olarak Dünya’ya gözlerini açmaktadır. Kromozomlardan alınan genetik kodlar, bedene kalıcı miras olarak yerleşmektedir. Her birey doğduğu an, ailede kültürlenen bir varlık olmadan önce, üzerinde hiçbir işlem yapılmamış bir doğa parçasıdır. Biyolojik açıdan doğuştan gelen cinsiyet de doğal bir olgudur ve sosyal bir inşa sürecinden geçmektedir. Geçtiği bu süreç sonrasında toplumsal cinsiyetine dönüşmekte ve cinsel kimliğine kavuşmaktadır. Toplumda ise cinsiyet ve cinsel kimlik, çeşitliliği kabul etmeyen bir konudur. Bu bağlamda, cinsiyet ve cinsel yönelim başlığı altında ancak erkek ya da kadın olmaya ve sadece bu iki cinsiyetin birbirine karşı ilgi duymasına, sevgi göstermesine izin vardır. (Gerçi kadın olarak bile henüz kendini eşit bir seviyeye ulaştıramamış toplum bireylerinin söz konusu iken, bu konuyu ele alıp tartışmak sırası gelmemişlik hissetirsede her ötekileştirme aynı çatıdadır ve aynı önemi taşır.) Bunların yanında, eşcinsellik, transseksüellik ve interseks olma durumu cinsiyet türlerinin kabul görülmeyenleridir. Bu çalışmamda dönem donem farklı yollarla da olsa kendini gösteren işaretlemeyi, Nazi Almanya'sında Lezbiyenleri ifşa etmek için kullanılan pembe üçgeni günümüze taşıyarak aynı mentalitenin devam ettiğini vurgulamak istedim. İfşa edilen yaşamların da en az bütün yaşamlar kadar normalliğini anlatmaya çalıştım.

Resim

130x150 cm